kitap yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
kitap yorumları etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
Kitap Önerisi | Dönüş
Bu ara kitap önerisi yazma kısmını biraz ertelediğimi söyleyebiliriz. Çünkü bir ay önce okuduğum "Dönüş"ü anca yeni yazabiliyorum. Bu sürecin uzamasında fotoğraf çekme merasiminin etkisi olduğu da belirtmek isterim. İlla her şey bana özgün olsun diyen benliğime söz geçmiyor. Al bir fotoğraf kullan işte di mi?:) Neyse ki istediğim gibi bir fotoğrafı çektim ve artık yorumlarıma başlayabilirim.
Kitap Önerisi | Her Şey Seninle Başlar!
Ne güzel bir kitap ismi değil mi? Ve de ne kadar doğru. Her şey bizimle başlıyor, etrafımızla şekilleniyor ve yine bizimle sona eriyor.
"Sen değişirsen, dünya değişir." mantığını hep sevmişimdir. Değişimle gelişimi bir arada sürdürmek için mutlaka bu işi bilenlerden öğrenmeliyiz. Mesela benim kişisel gelişimle ilgili okumaya başladığım ilk kitap yine aynı yazarın "Kişisel Ataleti Yenmek" isimli kitabıdır. O kitabı da okumanızı ve günlük yaşamda herhangi bir olay için harekete geçememe sebeplerinizin nedenlerini görmenizi öneririm. (Atalet, eylemsizlik hali demek)
Her Şey Seninle Başlar'a gelecek olursak, okurken altını çizeceğiniz çok cümle var. Özellikle örnekleri can alıcı. Atatürk'ün hayatından, Sezen Aksu'ya kadar birçok ismin hayatını hem öğreniyoruz hemde ders çıkarabiliyoruz. Bildiğimiz örneklerle kendi hayatımızı sorgularken nasıl ve neler yapılabileceğimizi, hikayelerle de aslında imkansız diye bir şey olmadığını anlatıyor.
Başarı konusunu birçok yönden inceleyip, sonuç bazında ele alıyor ve başarıyı skor tabelasına göre değerlendiriyor. Başarılı olabilmeniz için de neler yapmanız gerektiğini anlatıyor.
Bütün bunları o kadar samimi anlatıyor ki, yazara sarılmak istiyorsunuz. Karşılıklı sohbet eder gibi olmasından ziyade soruları sorup cevaplarını da kendisi veriyor. Gerisi size kalıyor. Yani her şey sizinle başlıyor.
Bu kitabı başucunuzda uzun süre bekleteceksiniz. Zaman zaman şöyle bir karıştırmak inanın bana, iyi gelecek.
* Kahve fotoğraflarım için coffeerem.tumblr.com adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kitap Önerisi | Aşk Üzerine
Aşk üzerine ne biliyorsanız hepsini unutun. Ya da çok iyi hatırlayın ki sorgulayabilesiniz kendinizi. Ne yapmanız gerektiğine tam olarak karar veremedim ama şuan birine aşıksanız bu kitabı dikkatle okumanızı öneririm. Değilseniz de şimdiye kadar yaşadıklarınıızı gözden geçirebilirsiniz. Hatta bu kitabı ben mi yazdım diye şüpheye düşmeniz kaçınılmaz olabilir.
Bu kitaptan sonra aşk konusundaki düşüncelerim ciddi anlamda netleşti. En önemlisi her aşkın bir sonu olduğunu kesin olarak kabul ettim. Aşkın diğer tüm duygularımızdan hiçbir farkı yok aslında. Sadece biz gözümüzde çok büyütüyoruz. İzlediğimiz filmlerin etkisinden midir bilmiyorum ama her zaman onu başka yere koyuyoruz.
Mesela şuan Pınar Kür'ün Bitmeyen Aşk romanını okuyorum. Bu kitaptan sonra doğru bir seçim olmasa da bendeki etkisini tahmin etmeniz güç olmasa gerek:) Adı bile yalan. Neyse...
Hayatı sorgularken bence ilk önce aşktan başlamalıyız. Çünkü günlük hayattaki en ufak kararlara bile büyük etkisi var. Kaldı ki ileriye yönelik planlarımızın şeklini aşkın belirlediği çok net. Sevgilimize göre nefes alıyoruz neredeyse. Çoğumuz tek kişilik yaşamın hayalini kurmuyoruz bile. İşte "ben ne yapıyorum yahu?" diyeceğiniz ve kesinlikle okumanız gereken bir roman daha önerdim size. Sonuçta aşık olmayanımız yoksa, okumayanımız da olmamalı değil mi? İç sesinizi dinler gibi yazılan bu roman size kendinizi farklı hissettirecek, en azından düşündürecek.
Bu yazıyı yazarken Fonda Colombiya'dan yayın yapan internet radyosu El Cafe Del Mundo'da Dean Martin o eşsiz sesiyle "You Belong To Me" diyor. Bense kahve en büyük aşktır diyip, keyfime bakıyorum.
Kitap Önerisi | Kardeşimin Hikayesi
En başında söyleyeyim bu kitapta anlatılan hikaye öyle bildiğiniz hikayelerden değil. Adına bakıp sıradan bir konudur diye düşünürseniz yanılırsınız. Livaneli'nin kitaplarının hepsini okuyan biri olarak Serenad'ın yeri başkadır ama bu kitabın ondan aşağı kalır yanı yok.
Dil konusunda pek fazla yenilik olmasa da yine bildiğimiz Livaneli tarzı. Sade ve günlük konuşma dilinden uzak değil, bir o kadar bizden. Eminim iki gün bile fazla gelecektir bitirmeniz için.
"Unutmak" insanlara verilmiş en güzel hediye düşünürdüm hep. Bu kitapta da gördümki gerçekten öyleymiş. Aşkı, acıyı, sevinci her şeyi ama her şeyi unutabilmek, en azından ilk günkü gibi hissetmemek yaşayabilmemiz için en gerekli şey. Tabii bazen öyle hikayelerimiz olur ki, unutmak bir yana hatırlamak bile bizim için hediyedir. Hikayeyi en baştan yazmak bile gerekebilir.
Kitabın arka kapağında "Aşk, uçurumun kenarında gözü bağlı yürümektir." diyor ya, gerçekten öyle. Daha kitabın arka kapağını okuduğunuzda başlıyor sorgulamalar. Gerçekten öyle midir diye. Okuyunca da çok farklı aşk anlayışıyla karşılaşıyorsunuz benden söylemesi.
Mesela ben hala soruyorum kendime.
Aşk, sahiden nedir diye...
*Fotoğraf çekimi için kardeşim Ecem'e teşekkürler.
Kitap Önerisi | Siz Uyurken
Artık yepyeni bir hobim var, yaşasın! Okuduğum kitapların içeriğine göre onlara konsept tasarlamak. Bu uğraşım Limit Sizsiniz 'e yaptığım konsepti gören kitabın yazarı Mümin Sekman'ın benimle görüşmek istemesiyle farklı bir şey yaptığımın farkına varmamı sağladı. Ve blogumda Kitap Önerisi olarak yazdığım kitapların hepsine uygulamaya karar verdim. İnanın kitap okumak kadar konsept yapıp, fotoğraflarını çekmek de beni heyecanlandırıyor.
Siz Uyurken'e gelecek olursak, konsepti henüz kitabı okumadan düşündüm ve hayata geçirdim. Esin Övet'in gazeteden takip ettiğim köşesinin kitabı olduğundan, ne anlatacağını tahmin ediyordum. O yüzden kitabı okumadan yapmakta sakınca görmedim.
Karşılıklı kahve içip sohbet eder gibi yaklaşık 3 saatte gece hayatının o bitmek bilmez olaylarını anlattığı 12 öyküyü de merakla okudum. Özellikle öykülerin sonlarında söylediği dikkat etmemiz gereken şeyleri beynimin bir köşesine kaydettim. Amacımın sadece dans etmek olduğu gece hayatında, "yok artık ya bu kadar da olmaz" denilebilecek öyküler ben dahil hepimizin kulağımıza küpe olmalı bence. Sonuçta hayatını gazeteciliğe vermiş bir ismin bunları anlatması önemsememiz için en büyük sebep.
Havuz başında ne okumasam diye düşünenlere Siz Uyurken'i öneriyorum, okudukça ayılmak için serin sulara kendilerini atsınlar, bu durumlara uyanık olsunlar diye. Esin, isimleri merak etmeyin önemli olan olaylar dese de, insan acaba kim olabilir demeden edemiyor doğrusu. Eminim onda bunların çok daha fazlası vardır ama asil kadın olduğundan nerede durması gerektiğini iyi biliyor.
Hanımlar, gecelerde ihtiyacımız olan kırmızı ruj ve topuklu ayakkanbılarımızın yanı sıra irade. Beyler ise biraz daha seçici olmalı.
Hepsi bu kadar.
*Fotoğraf çekimi için kardeşim Ecem'e teşekkürler.
Kitap Önerisi | Başucumda Müzik
Yine önyargıyla yaklaştığım bir kitapla daha karşınızdayım. Ama nereden bilebilirdim ki adı gibi başucu kitabım olacağını, sayfalarının gözyaşlarımla ıslanacağını, herkese tavsiye edeceğimi...
Duyguların bu kadar yumuşak anlatıldığı, kadınlığın her zerresini size hissettiren ustaca bir roman Başucumda Müzik. Kurgusu, olayları, kişi tasvirleri hepsi ama hepsi içinize işliyor. Filmi olsa da izlesek derken gözümde birçok sahnesi beliveriyor, gözlerim parlıyor. Aşkın bile kendini bu kadar özel hissettiği başka bir kitabın olduğunu sanmıyorum. Aşk en çok kadına yakışıyorsa bile kardan adamlar da bu kitabı okumalı. Buz gibi yürekleri eminim ericektir.
Bence hemen yarın alın kitabı ve okumaya başlayın. Çok haklıymışsın İrem diyeceksiniz!
Bana yazmayı unutmayın!
Kitap Önerisi | Son Ada
Bir kitabın kapağına, yazarına bakınca az çok size konusuyla ilgili bilgi verir. Genelde kapağının ilgi çekici olması o kitabı almamıza neden olabilir gibi düşünülse de, ben yazarına göre okumayı seçenlerdenim.
Son Ada'nın kapağını görünce malumunuz olayların bir adada geçeceğini tahmin ettim fakat Livaneli'nin bu sefer çok farklı bir kitabıyla karşılaştım. Kitabın giriş kısmında Yaşar Kemal'in Zülfü Livaneli ve Son Ada ile ilgili yazısında bahsettiği gibi Livaneli "edebiyatın büyük görkemli kapısından" bu romanıyla girmiştir. Bence de bizlere bambaşka dünyanın kapılarını açmış kendisi.
Hayal gücünüzün sınırlarını zorladığı, kurgusu muazzam şekilde yapılmış, dili yalın, sizi tamamen konunun içine alan, gerçekten öyle bir ada olduğuna inanma noktasına geldiğiniz, yormadan merak duygunuzu kamçılayan mutlaka okunmanız gereken bir roman.
Yaklaşık iki ay önce okumama rağmen hala başucumda duruyor. Gördükçe gülümsüyorum. Ve Zülfü Livaneli'yi çok seviyorum.
Kitap Önerisi | Limit Sizsiniz
"Boşlukta kanat açmadan, uçup uçmayacağını bilemezsin."
İşte bu kadar basit. Aslında çok zor. Limitini aşmak ise hepsinden zor.
Kitabın kapağındaki balık gibi çoğumuzun hayatı. Koskoca okyanus içinde küçücük dünyamız var. İlginç olan ise pek azımız bu durumun farkındayız. Benim küçük bir oyunla çoğalttığım balıklar gibi kitapları, denizleri, düşünceleri, sınırları, limitleri aşmak uzaklara gitmek lazım.
Bunun için kitabın en güzel öğretisi "kendi kendimize yetmemiz gerektiği". "İnsan kendisinin en büyük dayanağıdır." diyor yazar. "Başarı için kendisini eğitmelidir" derken arı gibi çalışmamız gerektiğini söylüyor. Sosyal başarı ile kişisel gelişimin aynı şey olmadığını vurguluyor.
Kitabı okuyup, başarılı olacağımıza inandıktan sonra bardağın içinden çıkabileceğimizi gösteriyor yazar arka kapakta. Ve diyor ki;
Dışımızdaki limitler,
İçimizdekiler kadar büyür ya da küçülür.
Kafesten çıkınca değil,
Kafesi içimizden çıkarınca özgürleşiriz.
Kitapla ilgili yazacak çok güzel sözlerim olmasına rağmen istiyorum ki herkes okusun, ben anlatmayayım, büyüsü kaçmasın. Hatta sizin başarı hikayenizi duymak isteyen birisi bile var kitabın sonunda. Unutmayın, her şey sizinle başlar!
Tüm kahve fotoğraflarım için http://coffeerem.tumblr.com/ adresini ziyaret edebilirsiniz.
Kitap Önerisi | Martı
Her insan bir hayvana benzer derler ya, ben bu kitabı okuduktan sonra martıya benzediğime karar verdim. Sürü içinde yalnız olması, inandığı şeylere kimsenin inanmasına gerek duymadan uygulaması, yapabileceklerinin farkında olması ve harekete geçmesiyle sanki benim için uçuyor gökyüzünde.
Aslında sürüye uymak o kadar kolay ki. İnsanları düşünün, ne gördülerse onunla yetiniyorlar. Sürüden ayrılmamak için direniyorlar, her yeni fikri garipsiyorlar.
Ama içlerinden bir tanesi cesaret bile edemeyecekleri şeyleri tek başına yapıyor.
Başardığında ise arkasında "yapamazsın!"ları bırakıyor. Hemde büyük bir zevkle.
Dilerim okyanus ötesi uzaklardan mutluluk seslerini duyarız.
Başardığında ise arkasında "yapamazsın!"ları bırakıyor. Hemde büyük bir zevkle.
| Fotoğraf bana ait* |
Kitap Önerisi | Hayatı Iskalama Lüksün Yok
Cidden öyle. Öyle bir lüksümüz yok. Tam anlamıyla sahip olduğumuz tek şey hayatımız olduğuna göre en doğru seçimleri yapmamız lazım. İşte bu kitap tam da o noktada yardımınıza yetişiyor. İstediklerimizi yapabilmemiz için harekete geçmemizin yeterli olacağından bahsediyor. Çok istediğimiz ancak zaman bulamadığımız için bir türlü yapamadığımız şeyleri televizyon izlemek yerine çok rahat bir şekilde yapabileceğimizi söylüyor yazar. Öyle ki televizyon izleme alışkanlığımıza fena halde takmış durumda. Ben de aynı şekilde düşündüğümden okurken gülümsedim ister istemez. Saatlerce televizyon izleyenleri düşündüm de, inanılmaz bir zaman kaybı!
Kendisi ingilizce öğretmeni olduğundan sürekli İngilizce ile ilgili örnek ve taktik veriyor. Aşk üzerine anlatıyor, pazarlamanın önemini vurguluyor. Özellikle "evliliğin aşkı öldürdüğüne "dair söylenenlere "aşkın neleri öldürdüğünü" açıklamış. Okuyunca bu açıdan hiç bakmadığımın farkına varmakla birlikte hak verdim. Yani kısacası her konuyla ilgili bir fikre sahip kitap.
Bu kitabın başka bir özelliği de Savaş Şenel'in blogunda yazdığı kısa denemelerin bir araya getirilmesiyle oluşması. Yani bu açıdan da benziyoruz kendisiyle. İleride ben de yapabilirim bakarsınız ;)
Sonuç olarak ben bu kitabı sevdim. Hayatta her lüksünüz olması için ıskalamayın, göbeğinden vurun!
Kitap Önerisi | Bora'nın Kitabı
Adı üstünde bu onun kitabı.
Adı gibi aynı... Bazen durgun bazen dalgalı bir deniz gibi. Dibini göremediğiniz derin bir su, her zaman lacivert rengi. Açıklarda kaybolmuş bir sandalın içinde uzaklaştığı kıyaya yeniden yaklaşıp geçmişiyle tekrar tanışan bir adam Bora. Gizli Anların Yolcusu'nun gizli kahramanı o. Kendi hayatını yazarken oynayan, oynarken yazan bir sihirbaz.
O, ardına bakmayan bir savaşçı.
Ayşe Kulin ise ustaların ustası.
Kitap Önerisi | Gizli Anların Yolcusu
427 sayfa, 3 gün, 2 damla yaş.
Bu kitaptan bana kalan bilanço.
Uzun zamandır ilk defa erkeğin ağzından okuduğum bir kitaba hayran kaldım. Genelde kadınların erkekleri, erkeklerin kadınları "anlamadığı" söylenir ama bu romanda tam tersi bir durum söz konusu. İşin tuhaf tarafı ise bir kadın tarafından erkekçe yazılması. Kadınların aslında ne kadar ayrıntıcı olduğu, düşünerek hareket ettiği, erkeklerin ise olaylara düz bir bakış açısıyla, hesapsız yaklaştığını çok açıkça ifade ediyor.
Birçoğumuzun daha konusunu bilmeden, bakınca okumaktan vazgeçeceği türden kalınlığa sahip olan kitabı nasıl bu kadar kısa sürede okuduğumu anlamadım. Bitmesin diye okumaya kıyamadım ama elimden de bırakamadım. Kurgusu ve kişileri öyle ayrıntılı ve yalındık ki, olayları gözümde net bir şekilde canlandırabildim. Hatta filmi yapılsa keşke diye geçirdim içimden.
Ben şimdi bu kitabın devamı niteliğindeki "Bora'nın Kitabı"nı okumaya başlıyorum. Siz de "Gizli Anların Yolcusu" nu okumakta gecikmeyin. Zira şuan hayatınızda kocaman bir boşlukla yaşıyorsunuz.
Kitap Önerisi | Evrenden Torpilim Var!
Uzun zamandır okurken kendimi bu kadar iyi hissettiğim, her satırında söylediklerine hak verdiğim ve birebir uygulamaya çalıştığım bir kitap olmamıştı. Aslında Evrenden Torpilim Var ilk çıktığı zaman herkesin elinde gördüğümde içten içe bir gıcık olmuştum. "Aman hepsi aynı şeyleri söylüyor, bunu okumasam bir şey kaybetmem" diye düşünüyordum ki, yanılmışım. Kendimi iyi hissetmem için kuzenim tarafından 142. baskısı elime geçince ne kadar yanıldığımı anladım. Şimdi ise ben bu kitabı bu kadar zamandır nasıl okumam diye kendime kızıyorum. İnsanoğlu çok çabuk değişiyor işte ;)
En başta kitabın eğlenceli ve samimi anlatımına bayıldım. Daha ilk sayfalarında "EGO" hakkındaki düşüncelerini çok mantıklı buldum. Evren'den neden bir şeyler istememiz gerektiğini, bugüne kadar isterken neleri yanlış yaptığımızı, her şeyi ama her şeyi çok net ifade ediyor. Verdiği örneklerde kendinizi buluyorsunuz resmen. Ve daha okurken kendinize çekidüzen vermek için çabalıyorsunuz.
Kişisel gelişime meraklıysanız ya da değilseniz, yani ne olursanız olun mutlaka okumalısınız.
"Bir kitap okudum hayatım değişti." tabirini bu kitaptan yana kullanıyorum ben.Ve hergün kitabın yazarı Aykut OĞUT'a teşekkür ediyorum.
Not: Önyargı pek iyi bir şey değildir.
Kitap Önerisi | Bir Haftada İki Roman
Bu hafta çalıştım, gezdim - eğlendim ama roman okumayı ihmal etmedim. Hatta bir taneyle yetinmeyip ikincisini de severek okudum.
İlk kitabım aşkın her halini içinde barındıran, sizi her cümlesinde kendine aşık eden, aşk adamı Murathan Mungan'ın "Aşkın Cep Defteri" kitabı.
Murathan Mungan kitaplarını okuyunca aşkı yeni öğrenecek küçük bir çocuk gibi hissediyorum kendimi. Kendisi her ne kadar "yazınca da geçmiyor" dese de, onun yazdıkları bize geçiyor aslında. Bütün ezberlerimi bozdurup, bildiklerimi sorgulatıyor. Hatta bana "sence aşk nedir?" diye sorsanız "Murathan Mungan'ın aşk üzere henüz söylemediği sözdür" derim. Onun aşka aşık oluşuna aşığım ve bir kez onun gibi sevebilmek için her şeyimi feda edebilirim.
Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum yazmama bile gerek yok sanırım. Aşkı cebinde taşımayı kim istemez ki?
Ve ikinci okuduğum kitabım da Hande Altaylı'nın Kahperengi isimli romanı. Bu kitabı ilk olarak Hande Altaylı'nın Ayşe Arman'la yaptığı röportaj sayesinde duymuştum. Aslında kitaptan çok kendini anlattığı röportajında onu kendime benzettim. Hayata bakışımız ve duruşumuz hemen hemen aynı gibiydi. Röportajı okurken kendimi okuyormuşum gibi hissettim. Böyle olunca da hangi burçtan olduğunu öğrenmezsem olmazdı. :)
Twitter'dan sorduğumda aldığım yanıta hiç şaşırmadım. Tabiki İkizler! Zaten bu kendini bilirlik başka bir burçta olamazdı. Boşuna kendime benzetmediğimi böylece anlamış oldum. Sonrasında D&R'ın internet sitesinde kitap siparişimi bir tıkla gerçekleştirdim.
Murathan Mungan kitaplarını okuyunca aşkı yeni öğrenecek küçük bir çocuk gibi hissediyorum kendimi. Kendisi her ne kadar "yazınca da geçmiyor" dese de, onun yazdıkları bize geçiyor aslında. Bütün ezberlerimi bozdurup, bildiklerimi sorgulatıyor. Hatta bana "sence aşk nedir?" diye sorsanız "Murathan Mungan'ın aşk üzere henüz söylemediği sözdür" derim. Onun aşka aşık oluşuna aşığım ve bir kez onun gibi sevebilmek için her şeyimi feda edebilirim.
Kitabı okumanızı tavsiye ediyorum yazmama bile gerek yok sanırım. Aşkı cebinde taşımayı kim istemez ki?
Ve ikinci okuduğum kitabım da Hande Altaylı'nın Kahperengi isimli romanı. Bu kitabı ilk olarak Hande Altaylı'nın Ayşe Arman'la yaptığı röportaj sayesinde duymuştum. Aslında kitaptan çok kendini anlattığı röportajında onu kendime benzettim. Hayata bakışımız ve duruşumuz hemen hemen aynı gibiydi. Röportajı okurken kendimi okuyormuşum gibi hissettim. Böyle olunca da hangi burçtan olduğunu öğrenmezsem olmazdı. :)
Twitter'dan sorduğumda aldığım yanıta hiç şaşırmadım. Tabiki İkizler! Zaten bu kendini bilirlik başka bir burçta olamazdı. Boşuna kendime benzetmediğimi böylece anlamış oldum. Sonrasında D&R'ın internet sitesinde kitap siparişimi bir tıkla gerçekleştirdim.
Heyecanla bir şekilde başladığım okumayı yine heyecanla sonlandırdım.
Hikaye, kurgu, anlatım biçimi yani her şeyiyle mükemmeldi. Bitmesini istemediğiniz kitaplar vardır ya, bu da öyleydi benim için. Kahramanlar çok iyi analiz edilmiş ve gerçeklik bir ayna gibi yüzünüze yansıtılıyordu. Zaten kitabı bitirince de hem kahramanlarına hem yazarına "vayy bee, aferin" demeden edemedim. Anlayacağınız sağlam kişilik, sağlam bir hikaye ile anlatılmıştı. Unutamayacağım hikayelerden biri ve oldu kitaplığımda yerini aldı. Siz de mutlaka okuyun derim.
Hikaye, kurgu, anlatım biçimi yani her şeyiyle mükemmeldi. Bitmesini istemediğiniz kitaplar vardır ya, bu da öyleydi benim için. Kahramanlar çok iyi analiz edilmiş ve gerçeklik bir ayna gibi yüzünüze yansıtılıyordu. Zaten kitabı bitirince de hem kahramanlarına hem yazarına "vayy bee, aferin" demeden edemedim. Anlayacağınız sağlam kişilik, sağlam bir hikaye ile anlatılmıştı. Unutamayacağım hikayelerden biri ve oldu kitaplığımda yerini aldı. Siz de mutlaka okuyun derim.
İrem'in Notu: Kitap alırken D&R'ın internet sitesini kullanıyorum. Normalden uygun fiyata alabileceğiniz her türlü kitabı, 50TL üzerine ücretsiz kargo imkanı sunmakla birlikte kısa süre içerisinde elinize ulaştırıyor. Rahatlıkla kullanabilirsiniz.
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)







