Erkek Demek...
Ataköy Marina'da Bir Akşamüstü
Olduramadım
Olduramadım.
Boşuna koşmanın insanı sadece yoracağını farkettim, durdum derin bir nefes aldım.
Baktımki kumdan kaleleri denizin kıyısına yapmak mümkün değil, vazgeçtim.
Beklenti içine girmedim ama belkilerle bekledim. İstemekle de olmayacağını anladım.
İnanmanın başarmaya faydasının olmadığının kanaatine vardım.
Ne kadar cesaretli olduğumu, kalbimi elime almak üzereyken farkettim, hemen yerine bıraktım.
Sonra bir baktım hayatı garantiye almak diye bir şey yokmuş.
Meğer baht denilen şey senin elinde değil, ayaklarının altındaymış.
Kimse seni tahtına durup dururken oturtmazmış.
Yürürken arkanda bıraktığın izlermiş hayallerin, dönüp baktıkça ne kadar uzaklaştığını farketmekmiş kaderin.
Aşkın masallardaki gibi olduğuna inanmakmış en büyük hatan ve bazı doğrular insanı yanlışlara sevkedermiş.
Gözünde büyütmemek için içinde duygular beslememen lazımmış.
Değerle eder arasında dünyalar kadar fark varmış.
Yedekte olmak senin elindeymiş, asıl olmanda onun.
Şarkılar canını yakıp, şiirler içini acıtırmış. Biraz sessizlik hepsinin ilacıymış.
Her defasında bile bile atlamakmış ateşe, kendini yakmakmış.
Gidersen gelirmişsin, gelmeden gidemezmişsin. O istemezse olmazmış. İnat etmenin anlamı yokmuş.
Ne yapsın, kalbinde aşk yoksa elinden bir şey gelmezmiş.
Sen gelmezmişsin.
Ben de gidermişim.
Hangi Kızları Sevmem?
Kendini prenses sanıp sana külkedisi muamelesi yapmaya çalışanları sevmem.
Her kızı kendi gibi yapmaya çalışıp ona benzemeyeni başka dünyadanmış gibi görenleri sevmem.
Gündüz vakti bir ton makyajla ve topuklu ayakkabıyla gezip seni de gezirmeye çalışanları hiç sevmem.
Güzelliğin zekasının önüne geçtiğini düşünenleri sevmem. Hatta çok gülerim.
Sosyal zekası olmadığı halde sosyallikten ölenleri sevmem. Zorla güzellik olmaz.
Senin doğum gününü önemsemeyip kendine dünyanın en güzel partisi yapılmasını isteyenleri sevmem. Bencilliğe gelemem.
Kız muhabbetinden anlamayan, içip içip birlikte gülemeyeceğim kızları sevmem. Kasıntılar uzak olsun lütfen.
Yiyip yiyip kilo almayan kızları hele hiç sevmem. İçlerindeki fili boğasım gelir.
Sana benzemek için elinden geleni yapan ama seni takdir etmeyenleri sevmem. Unfollow yediğim çok olmuştur.
Sevgilisi olunca dünyasını ona teslim edenleri sevmemekle birlikte anlamamda.
Ayrılınca sana yapışıp yeni birisini bulana kadar peşinden ayrılmayanları sevmem. Sonra zaten istesen de gelmezler.
Her gün ortalarda fink atıp ihtiyacın olduğunda aniden işleri çıkanları sevmem. Bugün sana yarın bana olayını bilmedikleri için de acırım.
Yani demem o ki;
Kendi olmayan ve ne yaptığını bilmeyen kızları sevmem.
Kitap Önerisi | Falan Filan
Bige, yolun açık olsun bebeğim!

Tam 3 tane aldım kitaptan, daha da alacağım gibi görünüyor. Bu ay doğum günü olan birçok arkadaşım var ve onların da okumalarını istiyorum. Oben'den hepsi için birer imza koparmak niyetindeyim. Yıllar önce bir tanıdığım benim için Tarkan'dan imzalı bir kağıt almıştı. Bilirim o duygunun nasıl olduğunu. Neyse Oben'i veren Allah Tarkan'ı da verir bir gün :)
Galata'da Bir Akşamüstü
İstanbul'da olduğumu en çok oralarda zaman geçirince anlıyorum ben. Yaşayan insanların arasında olunca farkediyorum hayatı ve en kısa zamanda tekrar kuşlarıma gitmek istiyorum beennn :)))
![]() |
Değişik çalışmalarımda olmadı değil :) |
Ben ölürsem, akşamüstü ölürüm,
Şehre simsiyah bir kar yağar,
Yollar kalbimle örtülür,
Parmaklarımın arasından
Gecenin geldiğini görürüm.
Çocuklar sinemaya gider,
Yüzümü bir çiçeğe gömüp
Ağlamak gibi isterim,
Derinden bir tren geçer.
Alıp başımı gitmek isterim,
Bir akşam bir kente girerim,
Kayısı ağaçları arasından
Gidip denize bakarım,
Bir tiyatro seyrederim.
Uzaktan bir bulut geçer,
Karanlık bir çocukluk bulutu,
Gerçeküstücü bir ressam
Dünyayı değiştirmeye başlar,
Kuş sesleri, haykırışlar,
Denizin ve kırların
Rengi birbirine karışır.
Sözler rüyamdan fışkırır,
Dünya bölümlere ayrılır,
Birinde bir pazar sabahı,
Birinde bir gökyüzü,
Birinde sararmış yapraklar,
Birinde bir adam,
Her şeye yeniden başlar ...
Mavi
Farkettimki bazı insanların içine güneş doğmuyor.
Hiç aydınlanmıyor ruhları.
Gecenin bütün siyahlığı onların sanki.
Pas tutmuş artık yürekleri, görmüyorlar kimseyi.
Hatta bir süre sonrada kendi karanlıklarında kayboluyorlar.
En kötüsü seni de kendileri gibi görüyorlar.
Halbuki senin gökyüzünde onların yerleri yok, bilmiyorlar.
Sen hayallerinin rengarenk balonunu uçuruyorsun,
Onlar gökkuşağının peşindeler.
Oysa beyazları bile lekeli.
Zaten bütün renkler senin elindeyken, gri bile olamaz ki renkleri.
Güneş senin için doğuyorken bırak gökkuşağı onların olsun.
Gökyüzün yeter sana nasıl olsa.
Yoktan Var Etmek...
Sen benim ellerimi hiç tutmadın ama ben her gün sol elimi sağ elimle kavuşturuyorum.
Aynada gözlerime bakıyor, seni görüyorum.
Yürüdüğüm yollar sana çıkmasa da ben seninle yürüyorum.
Duymadığın halde kulağuna şarkılar söylüyorum.
Sanki tarak senin parmaklarınmış gibi saçlarımı tarıyorum
Bazı geceler sana sarılıp uyuyorum yastık yerine.
Ne zaman yolda küçük bir kız görsem sana gösteriyorum
Sevip sevmediğini bilmiyorum ama çok güzel balık pişiyorum..
Senin yerine kapıma çiçekler bırakıyor, mis gibi kokularında mest oluyorum.
Bol bol kahve içiyorum senin fincanından.
Fotoğraflarda senin için poz veriyor, sana gülümsüyorum.
Güzel müzikler dinliyorum seninle dans ederek..
Her sabah harika bir güne uyanıyorum seninle uyandığımı düşünerek.
Yani sen var-mış-sın gibi yaşıyor, yok olduğunu biliyor ve mış gibi yapıyorum...
Sonra düşünüyorum da ben senin sevmediğin şeyleri bile seviyorum aslında. Kendimi mesela...
Ve bazı geceler senin için dua ediyorum.
Sakın sevme beni diye.
Beni sevme.
Sakın.
Curcuna'ya geldi..

DiscOben'le eğlenmelere bir türlü doyamıyorum. Normalde DJ'den şarkı istenmez ama sağ olsun arkadaşlarımla benim artık klasikleşen şarkımız "Kafamda Deli Sorular"ı çaldı bize.


Not: Bu geceyi DiscOben 'in blogunda onun açısından da yazdım. Göz atmak isterseniz tıklayın :)